Eğitim gündemi yine hareketli. Bu kez, üniversite giriş sınavında baraj puanlarının kaldırılmasını konuşuyoruz. Haber şu: Yükseköğretim Kurulu 11 Şubat’ta, 2022 Yükseköğretim Kurumları Sınavından (YKS) itibaren ön lisans ve lisans programlarını tercihte 150 ve 180 olan TYT ve AYT baraj puanları uygulamasının kaldırıldığını açıkladı. Ayrıca Temel Yeterlilik Testinin 135 dakika olan sınav süresi, 30 dakika artırılarak 165 dakika olarak yeniden düzenlendi. Peki, alınan bu yeni kararlar ne anlama geliyor? İlk etapta üniversite sınavının defacto yani uygulamada, fiilen ortadan kalktığı söylenebilir. Zira üniversiteli olmak için, sınavda sadece yarım net yapabilmek yeterli.
Türkiye’de büyüme, kalkınma, beşeri sermaye ve teknoloji çalışan Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aykut Attar son düzenleme ilgili kendi Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’de, başka birçok şey gibi, bu iş de plansız-programsız yürütülüyor. Türkiye’de eğitim sisteminin sorunları da derinleşiyor, çeşitleniyor. Türkiye’de çok fazla sayıda üniversite kontenjanı var. Neye göre çok? Mezunların sahip olacakları istihdam olanaklarına göre. Bu bir sorun mu? Evet, çünkü bir sürü üniversiteli işsiz yaratmaktansa onları topluma yarar sağlayabilecekleri mesleklere yönledirmeliyiz. Bu ne demek? Herhangi bir mal ve hizmetin üretimi çeşitli ödevlerin (tasks) yerine getirilmesine bağlı. Bunların bir kısmı kas, bir kısmı beyin gerektiriyor. Ayrıca bazıları rutin, bazıları karmaşık. Hangi doğuştan gelen yeteneklerin hangi tür ödevlerde daha yüksek karşılaştırmalı üstünlüğü var? Biz bugün ilkokula başlayan çocuklara ne ürettireceğiz? Ne kadar ürettireceğiz? Nereye satacağız? Bu kaotik planlama problemlerini çözmek belki de mümkün değil. Ancak sorun şu, optimal en yakın politikaya nasıl yaklaşabiliriz?”
“Bazı çocukların iktisatçı bazılarının da sanatçı olarak çok başarılı olabileceği bir model mümkün”
Yakın zaman önce Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bir ekibin üniversite mezunlarının ilk işe girme süresi, maaş, vb. niteliklerini ortaya koyduğunu aktaran Attar, “O veriden hareketle bir kontenjan planı olabilir. Ama şimdi üniversiteye giriş baraj puanı kaldırılarak (muhtemelen “seçim yatırımı” olarak), yetenek dağılımının neresinde olunursa olunsun elektrik elektronik mühendisi veya iktisatçı veya sosyolog olunabileceği söyleniyor. Beşeri sermaye böyle biriktirilmez. Oysa bazı çocukların sanatçı, bazılarının sporcu, bazılarının da berber, marangoz veya boyacı olarak çok başarılı olacakları ve insanca bir gelir elde edecekleri bir sistem olabilir. Bunu düşünmek gerek. Biz ise ne yapıyoruz? Bazı mühendis diploması verdiğimiz çocuklar tekniker olarak çalışıp tekniker maaşı alıyor. Bazı iktisatçılar asgari ücretten hallice bir maaşa finansal denetim firmalarına giriyorlar. Çok başarılı olabilecek sanatçı, sporcu adaylarından diplomalı işsizler yaratıyoruz.”
“Üniversiteyi bırakan öğrenci oranı artabilir”
MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Erhan Erkut ise, madem bu bir iyileştirme, bundan önceki YÖK başkanları niye yapmadı bu iyileştirmeyi? diye konuştu. Yeni düzenlemelerin ilk bakışta bir seçim yatırımı olarak değerlendirilebileceğini dile getiren Prof. Erkut, “Son yapılan düzenleme ile yarım net yapan üniversiteye girecek. Bu gençlere hayal satmak anlamına geliyor. Üniveristede işi olmayan kişiler üniversiteye gelecek” dedi.
Türkiye’de lise bitirmek için bariyer yok üniversiteye girmek için de bariyer yok şeklinde konuşan Prof. Erkut, “Biz hep girdiyi denetledik ancak çıktı üzerinde bir kontrolümüz yok. Üniversiteyi bitirmek için bariyer olacak mı? Üniversite herkes için otomatik olarak verilen bir hak olmamalı. Başka bir kariyer yolu seçebilecek, seçmesi gereken gençlerimizi üniversiteye yönlendirmek iyi değil. Üniversiteyi bırakan öğrenci oranı artacaktır, üniversiteli işsiz sayısı artacaktır” ifadelerini kullandı.

Yorum bırakın