Covid-19 salgını milyonlarca insanı evlere kapattı. Gece-gündüz birbiri arasına girdi, rutinlerimiz, çalışma biçimlerimiz değişti. O nedenle tam da bu dönem sakinleşmek, anlamak, kavramak, çalışmak-üretmek, sürekli ertelenen işleri yapmak için ideal bir dönem. Mesela kitaplığı düzeltmekle işe başlayın, bir liste çıkarın, okumadığınız-yarım bıraktığınız kitapları okuyun, notlar alın. (Ben öyle yaptım) Üzerinde sürekli çalıştığınız ama bir türlü bitmeyen raporlar-makaleler-yazılar varsa, onları tamamlayın. (Ben öyle yapıyorum) Değer verdiğiniz ne varsa onu yapmaya devam edin, yazın-çizin-okuyun, dinleyin, ailenizle-sevdikleriniz ile vakit geçirin… Böyle olunca hiçbir şeyin durmadığını- kendinizin de durdurulamaz olduğunu görebileceksiniz. Bunlar bireysel olarak yapabileceklerimiz ancak, küresel salgın yeniden ve yeniden gösterdi ki birbirimize, birbirimizle paylaşmaya ihtiyacımız var. Bireysel kalkınma, ‘birlikte’ gerçekleşiyor. Tek başına bir kişinin ‘mükemmel’ olması, çok bilgili, çok iyi eğitimli olması hiçbir işe yaramıyor; birbirimizi daha iyi, daha yetenekli hale getirebiliriz, daha bilgili yapabiliriz, böyle olduğunda ‘anlamlı’ bir gelişmeden bahsedebiliriz.
“İnsanlık olarak bir sınavın eşindeyiz!’
Bakın temel psikolojik hizmetlerin, Calculus dersleri gibi kitlesel, açık kaynak ve ücretsiz olması gerektiğini savunan ve bunu Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) Görsel İşitsel Sistemler Araştırma ve Uygulama Merkezi (GİSAM) ve ODTÜ Sağlık ve Rehberlik Merkezi iş birliğinde Davranışsal Esneme Seminerleri ile uygulayan Klinik Psikolog Dr. Ali Bayramoğlu ne diyor: “Önümüzdeki ekonomik daralmanın, işsizlik artışının, istihdam azalmasının işaretleri önemli çevresel değişkenler olarak bekliyor. Ben 2008 yılından bu yana açık kaynak, kitlesel ve ücretsiz temel psikolojik hizmeti hedefe aldım çünkü benim daha çok daha ilgilendiğim şey küresel bir ekonomik çöküştü. Bunu hesaba katmıştım ancak küresel bir salgını hesaba katmamıştım. Yine de tam olarak hazırlıksız yakalanmış değiliz. İnsan olarak değil ‘İnsanlık’ olarak bir sınavın eşiğindeyiz. Ancak bu sınav Haz ve Tüketim toplumunun biçimlendirdiği tamamen bağımsız süper bireylerin verebileceği bir sınav değil. Bu, birlikteliğin, ittifakların verebileceği bir sınav. Paylaşmanın ve birlikteliğin önemli olduğu bir bakış açısına ihtiyacımız var. Şimdi ve burada olmak artık yetmez. Şimdi ve bir-arada olabilmeyi öğrenmeliyiz.”
“Sürekli iyi hissetmek zorunda değiliz!”
Salgın gibi küresel etkileri olan bir süreçte değişimin oldukça zorlayıcı ve belirsizliklerle dolu olacağına işaret eden Dr. Bayramoğlu, “Değişim için ihtiyacımız olan şey ‘nasıl daha iyi hissedeceğimizi öğrenmek değil, sürekli iyi hissetmek zorunda değiliz. Değişim için ihtiyacımız olan şey duygusal acıyla temas edebilmeyi öğrenmektir çünkü her doğum sancılıdır. Seminerlerimde Alibaba Group Kurucusu Jack Ma’nın gelecek 30 yıla ilişkin sözlerini sürekli hatırlatırım. Jack Ma gelecek 30 yılın acılarla dolu olduğunu ve her senenin bir öncekinden daha zor olacağına söylüyor. Doğru fakat yaşanan salgın tarihin akışını hızla ileriye doğru sarıyor. Jack Ma’nın dediği gibi çocuklarımıza ve kendimize insani becerileri öğretmemiz gerekiyor. Eğitimde ve pek çok şeyde köklü değişiklikler yapmamız, paradigmayı değiştirmemiz gerekiyor. Robotların yapabildikleri şeylerde çocuklarınızı yarıştırmayın ya da siz yarışmayın diyor Jack Ma çünkü robotların yapabildiği şeylerde robotlar bizi yenecek. Bu nedenle artık kafa kafaya verip şöyle düşünmeliyiz: Bu iş sadece eğitimcilere, psikologlara, iktisatçılara, hukukçulara, hekimlere bırakılacak bir iş değil. Bu iş anne-baba, çocuk ve tüm insanlık olarak kafa kafaya verip düşünmemiz gereken bir iş. Şöyle düşünmeliyiz: ‘Robotlar ne yapamaz?’”
Salgın sadece benim salgınım olabilir mi?
Hem değişimin hem de gelecek olan haberlerin kaygılandırıcı, korkutucu, belirsizliklerle dolu ve kafa karıştırıcı olabileceğine işaret eden Dr. Bayramoğlu, “Duygusal acı ile temas edebilmeyi, kaygıdan kaygılanmamayı ve korkudan korkmamayı öğrenmeliyiz. Bir olayın sonucu bireyseldir diye sebebinin de bireysel olduğunu söylemek felsefi safsatadır. Deprem, rüzgâr, salgın çevresel etkileri olan olaylardır. Deprem sadece benim depremim olabilir mi? Salgın, sadece benim salgınım olabilir mi? Hayır. Deprem, salgın ortak bir hikayedir Eğer depremle ilgili bilgilendirme yapılacaksa, kitlesel bir müdahale olmalıdır. Gözlenen sorun psikolojik diye sorun ve çözüm de psikolojiktir demek yine safsatadır, bütün insanlara gevşeme tekniği mi öğreteceğiz? Hayır. Hiç kimsenin bekleme sırasında olmadığı bir sistem, eğer hepimiz paylaşırsak bu mümkün. Ne yapabiliriz? Toplanma alanlarına, ve yeni bir eğitime ihtiyacımız vardır. Bu şekilde milyonlarca insana ulaşabilir, yardım edebiliriz.”

Yorum bırakın