Geçen hafta Bakanlar Kurulu’nda konu mesleki eğitimin önemine gelince, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk konuya dikkat çekmek için, “‘Okumayan çocuğu meslek lisesine göndereyim’ algısını yıkmalıyız. Sanayici bizden nitelikli ara iş gücü istiyor. Herkes üniversiteli olmak zorunda değil. ‘Sen ağa ben ağa, bu inekleri kim sağa’ durumu var yani” dedi. Milli Eğitim Bakanı’nın bu sözleri üzerine, malum Türkiye’de 200’den fazla üniversite ve üniversitelere kayıtlı yaklaşık 8 milyon üniversite öğrencisi var, şu soru yeniden gündeme geldi: Herkes üniversiteli olmak zorunda mı? Değilse neden? Şu sıralar eğitimciler, araştırmacılar ve hatta iktisatçılar bu konu üzerine fikir yürütüyor. Çünkü örneğin 5 binden fazla üniversitenin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) köklü, 100 yaşını geçmiş üniversiteler kapanıyor, özel üniversiteler iflas ediyor, üniversiteler arası birleşme ve satın almalar yaşanıyor, tenure öğretim üyelerinin kontratları sonlandırılıyor… Amerika’daki süreç öyle hızlı işliyor ki, kapanan üniversitelerin günlük çetelesini tutmak için hazırlanmış internet siteleri bile var*.
Türkiye’de ise devletin kapattığı 17 üniversite dışında kapanan, maddi zorluk nedeniyle iflas eden bir vakıf üniversitesi olmadı ancak el değiştiren birkaç vakıf üniversitesi var. Yakın zamanda İstanbul Şehir Üniversitesi’nin yönetimi garantör üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve öncesinde İstanbul Haliç Üniversitesi’nin yönetimi, garantör üniversitesi İstanbul Üniversitesi tarafından devralındı. (Türkiye’de vakıf üniversiteleri ile ilgili ‘garantör üniversite’ kavramı var. Buna göre, her vakıf üniversitesine, daha kuruluş aşamasında ileride bir sorunla karşılaşılırsa öğrencilerin mağdur olmaması için bir devlet üniversitesi garantör üniversite olarak atanıyor; yani devlet üniversitesi vakıf üniversitesine hamilik yapıyor.)
Peki, neden kapanıyor bu üniversiteler? Türkiye’de de aynı süreç yaşanır mı? Herkes üniversiteli olmak zorunda mı? Değilse neden?
Diploma başarı için ne gerekli ne de yeterli!
Yükseköğretim alanıyla yakından ilgilenen ve bu konuda görüşlerine sık sık başvurular MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Erkut’a göre herkes üniversiteli olmak zorunda değil, kesinlikle değil… Bunun birçok nedeni var. Prof. Erkut, “Bazıları liseyi bitirir bitirmez (hatta bitirmeden) veya üzerine kısa süreli bir mesleki eğitim alıp yaşama atılmayı tercih ediyor. Hiç çalışmak istemeyenler, maddi durumu üniversiteye elvermeyenler, üniversite bitirmek için gereken birikime veya disipline sahip olmayanlar var. Ayrıca üniversite diplomasinin yaşamda başarı ve mutluluk için ne gerekli ne de yeterli olmadığını düşünüyorum. Nüfusa oranla en fazla üniversite mezununa sahip olan Kanada’da bile oran yüzde 57. Dünyanın en ileri ekonomilerinden birisine sahip Almanya’da ise bu oran sadece yüzde 29” diyor.
Amerika’da bin üniversite kapandı!
Beş binin üzerinde üniversitenin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’ndeki durumu aktaran Prof. Erkut, “ABD’de son dönemde yaklaşık 1.000 üniversitenin kapandı. ABD’de devlet veya vakıf üniversitelerinden kapananların çoğu küçük genel eğitim kolejleri. Kapananların büyük çoğunluğu kâr amaçlı üniversiteler. Kâr amaçlı üniversiteler Lambda School gibi kısa süreli eğitim kampları veya Udemy gibi online programlar ile rekabet edemiyorlar. ABD’deki üniversite kapanma veya birleşmelerin nedenleri arasında üniversite çağındaki nüfusun azalması, işsizliğin azalması, eğitim maliyetlerinin yüksek olması ve büyük fonlara sahip olmamaları yer alıyor. Türkiye’de ise hem yerel talebin oldukça güçlü olması hem de yabancı öğrenci piyasasına girilmiş olması üniversitelerin ayakta kalmasını destekliyor” şeklinde konuşuyor.
“En yüksek kontenjan İlahiyat, Siyaset/Kamu ve Hukukta…”
Türkiye’de işsiz üniversite sayısının 1.1 milyonu geçtiğine dikkat çeken MEF Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Erkut, yükseköğretim alanında işlerin sağlıklı yürüyebilmesine yönelik önerilerini şu şekilde paylaşıyor: “Türkiye’de olması gerektiğinden epey daha fazla üniversite açıldı ve işsiz üniversite mezunu sayısı 1.1 Milyonu geçti. Ülkenin önümüzdeki 20 yıl için gereksinimlerini göz önüne alan bir stratejik plan yapılması ve hem üniversite sayısının hem de program kontenjanlarının rasyonalize edilmesi gerekiyor. Tüm dünya Endüstri 4.0 konuşurken bizim sistemimizde en yüksek kontenjanlar İlahiyat, Siyaset/Kamu ve Hukukta… Eğitim fakültelerinin kontenjanları da ciddi olarak azaltılmalı. Tüm programlarda kontenjan belirlerken hoca sayısı göz önünde bulundurulmalı ve hedeflenen öğrenci/hoca oranları asılmamalı. Teknolojiden faydalanarak yeni kuşakların öğrenme stillerine uygun (MEF Üniversitesi’ndeki ‘flipped learning’ uygulaması gibi) programlar geliştirilmeli.”
“Devlet üniversitelerinde verimsizlik, vakıflarda mali boşluk dikkat çekiyor …”
Herkes üniversite okumasın diye ortak bir kanının bulunduğu Türkiye’de, üniversite sayısının 200’ün üzerine çıkmış olmasının manidar olduğunu vurgulayan İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın ise devlet üniversitelerindeki verimsizlik, atıl olan bölümler ve vakıf üniversitelerindeki mali ‘boşluklara’ dikkat çekiyor. Şöyle diyor: Aslında 1970’lerde özel akademiler eliyle doktora diplomalarının adeta “dağıtılması” bu “işletmelerin” kapatılmasına neden olmuştu. YÖK sistemiyle birlikte üniversiteler büyük ölçüde özerklikleri yitirerek “yüksek liselere” dönerken, teknik bilgi ve derinsel kuramsal gelişme için ayrılabilir fon miktarı da erişilmiştir. Günümüzde ancak TÜBİTAK ve benzeri kurumlara ‘projecilik’ yaparak fon sağlanmakta, üniversitelerin döner sermayeleri yetersiz kalmaktadır. Özellikle 2000’lerin başından itibaren ülke genelinde adeta “her kasabaya bir üniversite” şiarıyla açılan üniversitelerin bölümleri âtıl olarak duruyor. Vakıf üniversitelerinde de başlangıçta mantar gibi çoğalmaya karşı çıkılmazken, şimdi de idari yaptırımlar sertleştiriliyor. Neticede devlet üniversitelerinde verimsizlik, vakıf üniversitelerinde ise mali boşluk dikkat çekiyor. Bütün bunların yanında uzun yıllardır yükseköğretim sisteminin başında bir kılıç gibi sallanan özel üniversite düşüncesi de bulunuyor. Eğer öyle bir uygulama hayata geçerse o zaman belirttiğiniz haliyle kar etmeyen özel üniversiteler kapanabilir.”
*https://www.educationdive.com/news/tracker-college-and-university-closings-and-consolidation/539961/

Yorum bırakın